Ve sonunda bitti. *-*
30 Mayıs 2016 Pazartesi
!!Anime Önerisi!!
To Aru Majutsu no Index/ To Aru Majutsu no Index II
Kategori: Aksiyon, Komedi, Harem, Süper Güçler, Büyü
Animemiz; Kamijou Touma isimli, aslında Level 0 olan ama sağ elindeki Imagine Breaker isimli gizemli bir güçten dolayı Level 5 olan Misaka Mikoto'ya bile yenilmeyen bir ana karakterin, bir gün balkonunun demirlerinde bir rahibe bulmasıyla başlar. Rahibe, isminin Index olduğunu söyler ve bir takım sihirli güçlerden bahseder. Touma ilk önce tüm bu şeylere inanmaz fakat sonradan Index'i takip ettiklerini anladığı Stiyl ve Kanzaki ile karşılaşır. Olaylar bu şekilde gelişir.Üstte görmekte olduğunuz bu efsane de Accelerator, a.k.a animeye başlama sebebim. Tam bir psikopat gibi görünen bu karakter, anime ilerledikçe kalbinizde daha farklı bir yer alıyor ve elinizde olmadan acımaya başlıyorsunuz. Özellikle de Last Order'ın geldiği bölümlerden sonrası. *-*
Animenin geneli harem türünü barındırsa da (ve ben haremden hiç haz almasam da) yine de kendini izlettiriyor. Belki de sadece Accelerator ve Misaka'nın çıktığı bölümler için izlenir. En aksiyon ve heyecanlıları da onlar oluyor.
To Aru Kagaku no Railgun/ To Aru Kagaku no Railgun S
Kategori: Aksiyon, Komedi, Süper Güçler
Bu seri de orijinal hikayeyi Misaka'nın gözünden anlatıyor. İlk sezonu özellikle resimdeki dört arkadaşın -Misaka, Kuroko, Uiharu, Saten- başından geçen olayları anlatmaktayken ikinci sezonda Sisters Arc işleniyor. Tabi işin içinde Sisters olunca olaya Accelerator da dahil oluyor *-*. İlk serisinde çıkmadığı için eksikliği bayağı fark ediliyor ama biraz sabrederseniz (benim gibi animeyi Accelerator için izleyenler) ikinci sezonun ilk yarısında sürekli görülüyor. Ancak gerisinde bir daha görülmüyor, ne yazık ki.
Bu serisinde Touma kendine daha az küfür ettiriyor. En azından sadece Misaka açısından işlendiği için daha çok tatliş
yönleri vurgulanıyor. Tabii Kuroko'nun sapıklıklarını da unutmamak lazım. :)Bonus:



Bloody Hana- Bölüm 2
13 Eylül-Perşembe (02.06)
Kapıdan gelen büyük bir sesle uyandım. Tek elimde sopa tek elimde telefon, bunları yazıyorum. Yazma sebebim hâlâ aynı. Titriyorum.
13 Eylül-Perşembe (02.14)
Kapıda hiçbir şey yoktu. Evin her yerini gezdim, hiçbir şey. Ama henüz rahatlayamadım, hâlâ korkuyorum. Dışarıda neler olduğunu bilmiyorum ama bu akşam yaşadıklarımdan dolayı hâlâ kötü hissediyorum. Yoksa polise mi şikayet etmeliydim?
Başımı yastığa koydum ama içim hiç rahat değil. Kim bilir onlar kimin ailesiydi? Gözümden yaşlar gelmeye başladı. İyi geceler.
13 Eylül-Perşembe (07.45)
Okula yürüyorum. Her adımımda etrafı gözlüyorum. Bunu yazınca kendimi rahat hissediyorum. Sanırımgünlük yazmaya devam edeceğim. Okulun uzak olmaması çok iyi.
Arkamdan gelen ayak sesleriyle panikle arkama baktım. Ama gördüğüm tek şey başka bir öğrenci oldu.
-"Haruka!"dedi bana yaklaşarak.
-"Kazaki-kun!"
Kazaki Hiro, çocukluk arkadaşım. Ayrıca aynı üniversiteye gidiyoruz. Kapatmam lâzım.
13 Eylül-Perşembe (08.11)
Ders başlamak üzere. Kazaki-kun bana nasıl olduğumu sordu. Tabi ki olanları anlatmadım. Şüphelendiğini sanmıyorum. Şu anda yanımda değil, sınıflarımız ayrı.
Sensei içeri girdi. Kapatıyorum.
13 Eylül-Perşembe (15.17)
Eve yürüyorum. Okulda özel bir şey olmadı. Sadece sınıfta arkadaşımYui de nasıl olduğumu sordu. Ona da bir şey söylemedim. Hava hafif kararmaya başladı. Her an yağmur yağabilir.
13 Eylül-Perşembe (15.34)
Onu gördüm! Evet, yolda giderken ona çarptım! Lanet! Neden hep beni bulur? Omzumu çarptım. Tam özür dileyecektim ki onun kapüşonunu gördüm. Yüzünü tanımıyorum ama başındaki bandaj ve yüzündeki yara bantlarından onun olduğuna emin oldum. Gayet normal bir insan gibi duruyordu.
Onu görünce tabanları yağladım. Beni takip etmediği için çok mutluyum. Şu an evdeyim ve kapının önünde dışarıyı gözlüyorum. Görünürde kimse yok. Ah, vicdanım! Gereksiz yerde ortaya çıkar, kahretsin!
13 Eylül-Perşembe (17.05)
Dışarıdan sesler gelmeye başladı.
Camdan bakmaya cesaretim yok. Aklımı kaybetmek üzereyim. Anlatacak kimsem yok. Kime anlatsam beni suçlayacaktır. Hah, Kazaki-kun arıyor!
13 Eylül-Perşembe (17.14)
Artık şüpheleniyor olmalı. Bana durumumu sordu. Yarın ders çalışacağız. Hmm... Umarım onunlayken "kapüşonlu" saldırmaz. Belki de onunla daha güvendeyimdir. Bilemiyorum.
13 Eylül-Perşembe (23.07)
Yatma zamanı. Şimdiye kadar bir gelişme yaşanmadı. Bu gece de dün geceki gibi olmaz, umarım. İyi geceler...
Kapıdan gelen büyük bir sesle uyandım. Tek elimde sopa tek elimde telefon, bunları yazıyorum. Yazma sebebim hâlâ aynı. Titriyorum.
13 Eylül-Perşembe (02.14)
Kapıda hiçbir şey yoktu. Evin her yerini gezdim, hiçbir şey. Ama henüz rahatlayamadım, hâlâ korkuyorum. Dışarıda neler olduğunu bilmiyorum ama bu akşam yaşadıklarımdan dolayı hâlâ kötü hissediyorum. Yoksa polise mi şikayet etmeliydim?
Başımı yastığa koydum ama içim hiç rahat değil. Kim bilir onlar kimin ailesiydi? Gözümden yaşlar gelmeye başladı. İyi geceler.
13 Eylül-Perşembe (07.45)
Okula yürüyorum. Her adımımda etrafı gözlüyorum. Bunu yazınca kendimi rahat hissediyorum. Sanırımgünlük yazmaya devam edeceğim. Okulun uzak olmaması çok iyi.
Arkamdan gelen ayak sesleriyle panikle arkama baktım. Ama gördüğüm tek şey başka bir öğrenci oldu.
-"Haruka!"dedi bana yaklaşarak.
-"Kazaki-kun!"
Kazaki Hiro, çocukluk arkadaşım. Ayrıca aynı üniversiteye gidiyoruz. Kapatmam lâzım.
13 Eylül-Perşembe (08.11)
Ders başlamak üzere. Kazaki-kun bana nasıl olduğumu sordu. Tabi ki olanları anlatmadım. Şüphelendiğini sanmıyorum. Şu anda yanımda değil, sınıflarımız ayrı.
Sensei içeri girdi. Kapatıyorum.
13 Eylül-Perşembe (15.17)
Eve yürüyorum. Okulda özel bir şey olmadı. Sadece sınıfta arkadaşımYui de nasıl olduğumu sordu. Ona da bir şey söylemedim. Hava hafif kararmaya başladı. Her an yağmur yağabilir.
13 Eylül-Perşembe (15.34)
Onu gördüm! Evet, yolda giderken ona çarptım! Lanet! Neden hep beni bulur? Omzumu çarptım. Tam özür dileyecektim ki onun kapüşonunu gördüm. Yüzünü tanımıyorum ama başındaki bandaj ve yüzündeki yara bantlarından onun olduğuna emin oldum. Gayet normal bir insan gibi duruyordu.
Onu görünce tabanları yağladım. Beni takip etmediği için çok mutluyum. Şu an evdeyim ve kapının önünde dışarıyı gözlüyorum. Görünürde kimse yok. Ah, vicdanım! Gereksiz yerde ortaya çıkar, kahretsin!
13 Eylül-Perşembe (17.05)
Dışarıdan sesler gelmeye başladı.
Camdan bakmaya cesaretim yok. Aklımı kaybetmek üzereyim. Anlatacak kimsem yok. Kime anlatsam beni suçlayacaktır. Hah, Kazaki-kun arıyor!
13 Eylül-Perşembe (17.14)
Artık şüpheleniyor olmalı. Bana durumumu sordu. Yarın ders çalışacağız. Hmm... Umarım onunlayken "kapüşonlu" saldırmaz. Belki de onunla daha güvendeyimdir. Bilemiyorum.
13 Eylül-Perşembe (23.07)
Yatma zamanı. Şimdiye kadar bir gelişme yaşanmadı. Bu gece de dün geceki gibi olmaz, umarım. İyi geceler...
Gomen Minna-san~
Şu anda sınav haftasına girmiş bulunmaktayım ve ne zamandır blogumla ilgilenmediğim aklıma gelince olabildiğince hızlı bir şekilde Blogger'a giriş yaptım. -_- Üzgünüm millet. Bu durumu düzeltmek için benden size bir bölüm daha Bloody Hana, bir anime önerisi ve bitirir bitirmez paylaşacağım bir resim!!
PS: Resime hemen şu an başlayacaktım ki elektrikler gitti 😔. İyi ki telefonumun interneti varmış. :')
1 Ocak 2016 Cuma
Bloody Hana/ Bloody Hana- Bölüm 1
Birkaç gündür bloguma yazmadığımı fark ettim. Sizinle bir süredir yazmakta olduğum hikayemi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar 11 bölüm tamamladım. Aklıma geldikçe yeni bölümü ekleyeceğim, umarım beğenirsiniz :). Aynı anda mangasını da çizmekle uğraşmaktayım. Gerçi çizgili deftere çiziyorum ama neyse :D. Iyi okumalar...
Bloody Hana- 1
12 Eylül-Çarşamba (17.34)
Okul çıkışı. Bir ara sokaktayım. Gelen iğrenç kokuları takip ettim ve gördüğüm şey tarif edilemez. İki yetişkin cesedi. Cinsiyetlerini bilmiyorum çünkü yüzleri tanınamayacak şekilde.
Burası olmamam gereken bir yer. Buraya gelmemem gerekirdi ama nereden bilebilirdim ki? Neyse, sakin olmam lazım. Size sadece olayı anlatacağım.
Bu iki cesedin başında kapüşonlu birisi duruyor. Elindeki, sanırım kanlı bir bıçak! Katil o olmalı. Tahminen erkek. Bana sırtı dönük. Koyu renkli bir kapüşonlu ceket giyiyor. Altındaki sanırım siyah bir kot. Hava karanlık olduğu için net göremiyorum, üzgünüm. Aslında saat erken ama yağmurlu. Buradan nasıl çıkacağımı bilmiyorum.
Size bunları yazıyorum çünkü bana bir şey olursa başıma gelenleri bilmenizi istiyorum. Burada durum hiç iyi değil. Nefesimi bile olabildiğince sessiz alıyorum. Korkuyorum. Bana döndü! Evet, beni görmüş olmalı! Lanet!
12 Eylül-Çarşamba (17.58)
Yirmi dakikadır koşuyorum. Beni bulamayacağını düşündüğüm bir yerde ara verdim. Ayak sesleri gelmiyor. Bekleyin, kenardan gizlice bakmaya çalışacağım.
Orada! Hala orada! Kosuorum!
12 Eylül-Çarşamba (18.06)
Az önce koştuğum için yanlış yazmıştım, üzgünüm. Şu anki durum çok karışık. Koşarken yola atlamak zorunda kaldım. Neredeyse bir araba bana çarpacaktı. Farları gözümü parlatırken ve öldüğümü düşünürken arkadan bir şey beni itti ve kaldırıma fırladım. Kafamı çarpmış olmalıyım, birkaç saniye öylece yattım. Kendime gelip yola baktığımda gördüğüm şey yerde kanlar içinde yatan kapüşonlu biri oldu. Elindeki bıçak kenara fırlamıştı. Evet, hayatımı kurtaran kişi bir katildi! Ona çarpan kişi kaçmıştı. Etrafta pek kişi yoktu bu yüzden kimse ambulans çağırmamıştı.
Yavaşça ayağa kalktım. Başım biraz dönüyor ama onun dışında yaram yok. Biraz düşündükten sonra katilin yanına gitmeye karar verdim. Pek emin olmayan adımlarla ilerliyorum. Baygın. Pek iyi durumda değil.
12 Eylül-Çarşamba (18.08)
Telefon tuşlarını açtım ve parmaklarım 119'u tuşladı. Ne yaptım? Bir katilin hayatını kurtardım. Tam bir aptallık! Ayrıca bıçağını -eldivenlerimle- alıp çöpe de attım.
Haaah... Şimdi eve yürüyorum. Evde tüm odaları mis gibi kokutacak bir yemek yapacak annem yok. Başka şehirde yaşıyorum; ailemden, evimden ve Tokyo'daki tüm güzelliklerden ayrı.
Giriş kapısını açtım. İçerisi zifiri karanlık ve serin. Işığı açtıktan sonra ev telefonundaki mesaj tuşuna bastım ve bip sesinden sonra annemin sesi duyuldu.
-"Ne zamandır aramadığın için merak ettik. Üniversite nasıl gidiyor? Lütfen bizi habersiz bırakma Haruka."
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)

