1 Ocak 2016 Cuma

Bloody Hana/ Bloody Hana- Bölüm 1

Birkaç gündür bloguma yazmadığımı fark ettim. Sizinle bir süredir yazmakta olduğum hikayemi paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar 11 bölüm tamamladım. Aklıma geldikçe yeni bölümü ekleyeceğim, umarım beğenirsiniz :). Aynı anda mangasını da çizmekle uğraşmaktayım. Gerçi çizgili deftere çiziyorum ama neyse :D. Iyi okumalar...

Bloody Hana- 1

12 Eylül-Çarşamba (17.34)       
  Okul çıkışı. Bir ara sokaktayım. Gelen iğrenç kokuları takip ettim ve gördüğüm şey tarif edilemez. İki yetişkin cesedi. Cinsiyetlerini bilmiyorum çünkü yüzleri tanınamayacak şekilde. 
  Burası olmamam gereken bir yer. Buraya gelmemem gerekirdi ama nereden bilebilirdim ki? Neyse, sakin olmam lazım. Size sadece olayı anlatacağım.
  Bu iki cesedin başında kapüşonlu birisi duruyor. Elindeki, sanırım kanlı bir bıçak! Katil o olmalı. Tahminen erkek. Bana sırtı dönük. Koyu renkli bir kapüşonlu ceket giyiyor. Altındaki sanırım siyah bir kot. Hava karanlık olduğu için net göremiyorum, üzgünüm. Aslında saat erken ama yağmurlu. Buradan nasıl çıkacağımı bilmiyorum.
  Size bunları yazıyorum çünkü bana bir şey olursa başıma gelenleri bilmenizi istiyorum. Burada durum hiç iyi değil. Nefesimi bile olabildiğince sessiz alıyorum. Korkuyorum. Bana döndü! Evet, beni görmüş olmalı! Lanet! 

12 Eylül-Çarşamba (17.58)
  Yirmi dakikadır koşuyorum. Beni bulamayacağını düşündüğüm bir yerde ara verdim. Ayak sesleri gelmiyor. Bekleyin, kenardan gizlice bakmaya çalışacağım. 
  Orada! Hala orada! Kosuorum!

12 Eylül-Çarşamba (18.06)
  Az önce koştuğum için yanlış yazmıştım, üzgünüm. Şu anki durum çok karışık. Koşarken yola atlamak zorunda kaldım. Neredeyse bir araba bana çarpacaktı. Farları gözümü parlatırken ve öldüğümü düşünürken arkadan bir şey beni itti ve kaldırıma fırladım. Kafamı çarpmış olmalıyım, birkaç saniye öylece yattım. Kendime gelip yola baktığımda gördüğüm şey yerde kanlar içinde yatan kapüşonlu biri oldu. Elindeki bıçak kenara fırlamıştı. Evet, hayatımı kurtaran kişi bir katildi! Ona çarpan kişi kaçmıştı. Etrafta pek kişi yoktu bu yüzden kimse ambulans çağırmamıştı. 
  Yavaşça ayağa kalktım. Başım biraz dönüyor ama onun dışında yaram yok. Biraz düşündükten sonra katilin yanına gitmeye karar verdim. Pek emin olmayan adımlarla ilerliyorum. Baygın. Pek iyi durumda değil.
            
12 Eylül-Çarşamba (18.08)
  Telefon tuşlarını açtım ve parmaklarım 119'u tuşladı. Ne yaptım? Bir katilin hayatını kurtardım. Tam bir aptallık! Ayrıca bıçağını -eldivenlerimle- alıp çöpe de attım. 
   Haaah... Şimdi eve yürüyorum. Evde tüm odaları mis gibi kokutacak bir yemek yapacak annem yok. Başka şehirde yaşıyorum; ailemden, evimden ve Tokyo'daki tüm güzelliklerden ayrı. 
  Giriş kapısını açtım. İçerisi zifiri karanlık ve serin. Işığı açtıktan sonra ev telefonundaki mesaj tuşuna bastım ve bip sesinden sonra annemin sesi duyuldu.
-"Ne zamandır aramadığın için merak ettik. Üniversite nasıl gidiyor? Lütfen bizi habersiz bırakma Haruka."

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder